Boşanma davalarında velayet kararı ?

Boşanma davaların en çekişmeli noktalarından birisi de müşterek çocuk/çocukların velayetinin kime verileceği noktasıdır. Eşler velayeti alma konusunda ısrarcı olmaktadır; hatta bazı zamanlarda velayet almayı boşanma sürecindeki eşine zarar vermek için dahi kullanmak istemektedirler. Burada ilk tespit edilmesi gereken husus, karı-koca arasındaki tartışmanın, geçimsizliğin velayet istemekle ilgisinin bulunmadığıdır. Velayet kararı verilirken çocuğun/çocukların menfaati doğrultusunda karar verilmektedir.

Boşanma davaların en çekişmeli noktalarından birisi de müşterek çocuk/çocukların velayetinin kime verileceği noktasıdır. Eşler velayeti alma konusunda ısrarcı olmaktadır; hatta bazı zamanlarda velayet almayı boşanma sürecindeki eşine zarar vermek için dahi kullanmak istemektedirler. Burada ilk tespit edilmesi gereken husus, karı-koca arasındaki tartışmanın, geçimsizliğin velayet istemekle ilgisinin bulunmadığıdır. Velayet kararı verilirken çocuğun/çocukların menfaati doğrultusunda karar verilmektedir.

Taraflar arasında açılan bir boşanma davasında talep halinde mahkeme velayetin kimde kalacağına tedbiren karar verir. Bu tedbir kararı dava sonuçlanıncaya veya şartlar değişinceye kadardır. Tedbiren anneye verilen velayet sonradan babaya veya tam tersi babaya verilen velayet anneye verilebilir. Mahkeme çocuk/çocuklar için en iyi sonuçları düşünüp değerlendirecektir.

Velayet talep ederken kişi öncelikle çocuğun menfaatini düşünmelidir. 8 aylık bir bebek için anne sevgisi tartışmasızdır ve burada babanın velayet talebinde dahi bulunmaması gerekmektedir.

"Erkek çocuk babaya kız çocuk anneye verilir" gibi genellemeler yanlıştır. Uygulamada genellikle kardeşlerin kardeş ilgi ve sevgisi ile büyümesi için çocuk sayısı birden fazla ise velayetin bir tarafta toplanması yönünde karar verilmektedir. Yani 2 çocuk varsa ikisi de anneye veya ikisi de babaya verilmektedir.

Çocuk/çocuklar için velayet kararı düzenlenirken aile mahkemeleri aile mahkemesi uzmanı bilirkişilerden velayete dair rapor alırlar. Bilirkişilerce eşler, uygunsa çocuk ile görüşme yapılır. Taraflar ayrı yaşıyorsa tarafların yaşadıkları evler, evlerin çocuk için uygunlukları, okula mesafeleri, tarafların iş ve çalışma saatleri vb. vb. incelenerek çocuk için en uygun koşul araştırılır. Taraflardan birinin psikolog dışında daha farklı uzmanlık alanlarının çözümleyebileceği sorunları varsa velayete ilişkin rapor farklı birimlerden alınır. Örneğin anne veya babanın intihar girişimi, alkol bağımlılığı varsa, tam teşekküllü bir devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden heyet raporu alınır. Bu raporda annenin/babanın velayeti kullanmasının çocuk için olumsuzluklar doğurup doğurmayacağı tespit edilir. Böylece hâkim karar verirken çocuğun lehine olan kararı verebilir.

Çocuk/çocuklar 8-10 yaşlarından sonra kendilerini daha iyi ifade etmeye başlarlar. Bu yaşlardan sonra velayetle ilgili karar verilirken çocukların görüşü de mahkemece sorulur. Çocuk/çocukların görüşünün sorulması Yargıtay İçtihadı haline gelmiştir ve mahkemeler de mutlaka bunu uygulamaktadırlar. Çocuğun görüşünün sorulması anne/baba arasında seçim yapma gibi bir baskı oluştursa da aslında çocuğun kendi kararlarını kendisinin verebilmesi açısından önemlidir. Hemen belirtmek gerekir ki çocuğun tercihi hâkimi bağlamamaktadır. Örneğin çocuk alkolik bir anne ile kalma tercihi kullansa da, hakin velayeti babaya verebilir.

Boşanma davası ile birlikte verilen velayet kararı kesin bir karar değildir. Taraflar şartların değişmesi ile her zaman velayetin değiştirilip kendisine verilmesini isteyebilir. Örneğin boşanma kararı ile eşlerde A'ya velayet verilmişse ve A çocuk/çocuklara şiddet uygulamaya başlamışsa, B velayet davası açarak velayetin kendisine verilmesini isteyebilir. Velayetin değiştirilmesi için açılacak davada haklı gerekçeler bulunmalıdır. Velayet kendisinde olan eşin sevgilisi olması/nişanlanması/evlenmesi velayetin değiştirilmesi için haklı gerekçe değildir. Çocuğumun üvey anne/üvey baba ile büyümesini istemiyorum demek haklı bir gerekçe değildir.

Velayet kendisinde olmayan eşin, çocuk/çocuklar ile görüşü mahkeme kararı ile düzenlenir. Bu karar icra edilebilir netliktedir. Bu kararda hangi gün/günler, hangi saatlerde görüşme yapılacağı açık açık yazılmalıdır. Bu karara rağmen çocuğu göstermekten imtina eden eş için çeşitli yaptırımlar uygulanmaktadır. Öncelikle icra marifetiyle çocuk görmeye gidilir. Polis, icra memuru ve pedagog ile birlikte gidilip çocuk alınmaya çalışılır ki bu durum çocuk için başlı başına bir travmadır. Yine icra ile gidilmesine rağmen çocuk gösterilmezse, çocuk adreste yoksa icra ceza mahkemesine şikayette bulunulabilir. Bu şikayet sonrası şartlar ve usul işlemleri eksiksiz yerine getirilmişse velayet hakkını kullanan taraf hakkında hapis cezası verilebilir.

Velayet hakkı kendisine verilen eşin çocuğu yurtdışına götürmesine engel bir durum yoktur. Velayeti kullanan eş çocuk ile hem seyahat amaçlı hem de yerleşmek amaçlı yurtdışına gidebilir. Bu konuda da Yargıtay İçtihadı mevcuttur ve çocuğun menfaati gereği yurtdışı çıkışının engellenemeyeceğine işaret edilmiştir. Uygulamada yurtdışına çıkarken muvafakat aranmaz. Bazı ülkeler (örneğin Avusturya) böyle bir muvafakat isterse ve velayet kendinde olmayan eş muvafakat vermezse bu konuda dava açarak muvafakati mahkeme kanalı ile almanın önünde hiçbir engel yoktur.

İletişim

Bizi Takip Edin